10 saat önce
(Son Düzenleme: 10 saat önce, Düzenleyen: Volkan Çetin.)
Beni tanıyanlar bilir, teknik veri kağıtlarında yazan o "süslü" rakamlara karşı hep bir şüpheyle yaklaşırım. Tesla’nın web sitesine girdiğinizde veya satış temsilcisiyle konuştuğunuzda size söylenen o sihirli cümle şudur: "15 dakikada 275 km menzil!" Kulağa harika geliyor, değil mi? Sanki benzinlikte durup bir çay içene kadar depo dolacakmış gibi. Ama her zaman böyle olmuyor.
Geçtiğimiz hafta sonu, tam da bu "menzil kaygısı" (range anxiety) denen şeyi iliklerime kadar hissederken, kendi kendime bir test yapmaya karar verdim. Amacım Tesla'yı övmek ya da yermek değil; sadece benim gibi direksiyon başındaki sıradan bir kullanıcının, cebinde kronometresi ve kredi kartıyla istasyona yanaştığında tam olarak ne yaşayacağını göstermekti.
Bu yazı, laboratuvar önlüklü mühendislerin değil; arkada çocuk koltuğu, bagajda market poşetleri olan ve hava 12 dereceyken şarj arayan birinin gerçek hikayesidir.
Sahne Kurulumu: İstasyona Varmadan Önceki Olaylar
Testi yapacağım gün hava İstanbul’da yaklaşık 12-13 derece civarındaydı. Elektrikli araç kullananlar bilir, bu sıcaklık batarya kimyası için "soğuk" sayılır. Piller, tıpkı sabah uyanmak istemeyen bizler gibi, soğukta performans göstermek istemezler.
Yola çıkarken şarjım %18 civarındaydı. Testi tam %10’da başlatmak istediğim için navigasyona doğrudan en yakın Tesla Supercharger istasyonunu (Merter tarafındaki) girdim. Burada önemli bir detay var; eğer Tesla kullanıyorsanız ve hızlı şarj istasyonuna gidecekseniz, navigasyona o istasyonu mutlaka girmelisiniz. Neden mi? Çünkü araç, "Sahibim şarj edecek, benim bataryayı önden bir ısıtmam lazım" diyerek kendini hazırlıyor. Buna teknik dilde "Pre-conditioning" (Ön koşullandırma) deniyor ama siz buna kısaca "pili hamama sokmak" diyebilirsiniz.
İstasyona yaklaştığımda şarjım inatla %12’de kaldı. İstasyonun etrafında, biraz da oradaki güvenlik görevlisinin garip bakışları altında iki tur atmak zorunda kaldım. Sonunda o kritik rakamı gördüm: %10.
İstasyona Varış ve İlk Temas
İstasyona yanaştığımda şansıma yer vardı. Hafta sonu olmasına rağmen boşluk bulmak beni rahatlattı çünkü sıra bekleseydim muhtemelen bu testin süresi "bekleme süresiyle" birlikte 1 saati geçerdi.
Aracı park ettim. Burada küçük bir itirafta bulunayım; geri geri yanaşırken şarj kapağının olduğu tarafı (sürücü tarafı arka stop lambasının yanı) denk getirmek için bir hamle daha yapmam gerekti. Kablo, benzin pompası hortumu kadar uzun değil, milimetrik yanaşmak gerekiyor.
Telefonumu çıkardım, kronometreyi sıfırladım. Araçtan indim, o kalın ve ağır Supercharger kablosunu aldım. Soket kapağına yaklaştırdığımda kapak o fütüristik sesle açıldı. CCS2 soketi taktım, "klik" sesini duydum ve Tesla logosunun mavi yanıp sönmesini izledim. Yeşil ışık sabitlendiğinde kronometreye bastım.
Başlangıç Saati: 14:15
Başlangıç Şarjı: %10
Dış Sıcaklık: 12°C
İlk10 Dakika: Hız Şoku ve "Roket" Etkisi
Şarj başladığı an ekrana kilitlendim. Açıkçası beklediğimden çok daha agresif bir giriş yaptı. İlk 1-2 dakika içinde güç ibresi hızla tırmandı. Gözüm kW (Kilowatt) değerindeydi. Çünkü bu değer, musluğun ne kadar açıldığını gösteriyor.
Şarjın henüz %15-%20 aralığında olduğu o ilk dakikalarda 170 kW civarını gördüm. Hatta bir ara göz ucuyla 190 kW'a dokunduğunu sanıyorum ama o sırada elimdeki kahve bardağını düzeltiyordum, tam emin olamadım. Yine de 170 kW üzeri muazzam bir hız. Bu hızla giderse 15 dakikada biter diye düşündüm. Aracın fanları, bataryayı soğutmak (veya dengelemek) için uğultulu bir şekilde çalışmaya başladı. Bu ses, eski tip buzdolaplarının motor sesine benziyor, biraz gürültülü ama "işler yolunda" mesajı veriyor.
Bu ilk 10 dakikalık dilimde şarj yüzdesinin artışını izlemek, dijital bir saatin saniyelerini izlemek gibiydi. Tıkır tıkır artıyordu.
%50 Eşiği ve Gerçeklerle Yüzleşme
Şarj seviyesi %45-%50 bandına geldiğinde işin rengi biraz değişmeye başladı. O ilk baştaki "roket" hızı yavaş yavaş yerini daha sakin bir seyire bıraktı. Ekrana baktığımda şarj hızının 90-100 kW seviyelerine indiğini gördüm.
Tam bu sırada yan tarafımdaki üniteye başka bir Tesla Model Y yanaştı. Sürücüsüyle selamlaştık. Aklıma hemen o meşhur şehir efsanesi geldi: "Yanına araç gelirse güç bölünür, şarjın yavaşlar." Açıkçası V3 Supercharger'larda (yani bu yeni nesil ünitelerde) gücün bölünmediği söyleniyor ama psikolojik midir nedir, sanki ibre bir tık daha aşağı indi gibi hissettim. Belki de sadece batarya ısındığı ve doluluk oranı arttığı için araç kendini korumaya alıyordu. Buna şarj eğrisi (charging curve) deniyor. Batarya doldukça, tıpkı tıka basa doymuş bir insanın son lokmayı yerken zorlanması gibi, elektronları içeri almakta zorlanıyor.
Artık dakikada %2-%3 artış yerine, daha yavaş bir ilerleme vardı. Bu noktada araçta oturmaktan sıkıldım. Telefonumdaki maillere bakmaya başladım.
%80’e Doğru: Sabır Testi
Şarj %70 olduğunda hız 50-60 kW seviyelerine kadar gerilemişti. Bu hız hala kötü değil, evdeki prizden veya sokaktaki AC şarjdan katbekat hızlı ama o ilk baştaki 170 kW'lık şovdan sonra insana biraz "kağnı" gibi geliyor.
Bu süreçte şunu fark ettim: Şarjın %10'dan %50'ye gelmesi ile %50'den %80'e gelmesi neredeyse aynı süreyi alıyor hissi yaratıyor. Zaman algınız bozuluyor.
Ve nihayet, telefonuma Tesla uygulamasından o beklenen bildirim geldi: "Şarj işlemi tamamlanmak üzere."
Ekrana baktım. %80. Kronometreyi durdurdum.
Sonuç: Ne Kadar Sürdü?
Kronometreye baktığımda gördüğüm süre tam olarak şuydu: 31 dakika 14 saniye.
Tesla’nın resmi verileri veya ideal koşullarda söylenen "20-25 dakika" süresi, benim testimde, İstanbul’un serin bir öğleden sonrasında, bataryayı önceden ısıtmama rağmen 31 dakika olarak gerçekleşti.
Bu süre uzun mu? Bence değil. Bir tuvalet molası, bir kahve sırası ve telefonda iki e-posta cevaplama süresi kadar. Ama acelesi olan, "Basıp gitmem lazım" diyen biri için o son 10 dakika (özellikle %70-%80 arası) geçmek bilmiyor.
Maliyet Hesabı
Gelelim işin "duygusal" kısmına, yani paraya.
Şarjı %80'de kestim çünkü uzun yola gitmeyecekseniz %100 yapmanın hem zamana (son %20 çok yavaş doluyor) hem de batarya sağlığına (NMC bataryalar için) pek faydası yok.
Bilgi Kazanımı: Benim Testimden Çıkarılacak Dersler
Bu testi yaparken, kataloglarda yazmayan ama yaşarken öğrendiğim birkaç kritik detayı sizinle paylaşmak istiyorum. Başka yerde bu detayları bulamayabilirsiniz, çünkü genelde "30 dakikada doldu" deyip geçiyorlar.
Beklemeye Değer mi?
Açıkçası, benzinlikte 5 dakikada depoyu fulleyip çıkmaya alışkın bünyeler için bu 30-35 dakikalık molalar başta garip geliyor. Ben de ilk zamanlar "Acaba zamanımı mı öldürüyorum?" diyordum. Ama bu testte bir kez daha gördüm ki, o 30 dakika aslında bir "dinlenme ve toparlanma" molası.
Evet, fabrika verisi "daha kısa" diyebilir. Ama sokağın gerçeği, hava durumu, yanınıza park eden araba ve bataryanızın o anki keyfi süreyi etkiliyor. Benim deneyimimde bu süre 31 dakika oldu.
Maliyeti ve sürüş keyfini teraziye koyduğumda; ben o 31 dakikayı seve seve beklerim. Üstelik istasyondaki kahve de fena değildi, her ne kadar kahveye verdiğim para neredeyse şarj parasının dörtte biri olsa da...
Geçtiğimiz hafta sonu, tam da bu "menzil kaygısı" (range anxiety) denen şeyi iliklerime kadar hissederken, kendi kendime bir test yapmaya karar verdim. Amacım Tesla'yı övmek ya da yermek değil; sadece benim gibi direksiyon başındaki sıradan bir kullanıcının, cebinde kronometresi ve kredi kartıyla istasyona yanaştığında tam olarak ne yaşayacağını göstermekti.
Bu yazı, laboratuvar önlüklü mühendislerin değil; arkada çocuk koltuğu, bagajda market poşetleri olan ve hava 12 dereceyken şarj arayan birinin gerçek hikayesidir.
Sahne Kurulumu: İstasyona Varmadan Önceki Olaylar
Testi yapacağım gün hava İstanbul’da yaklaşık 12-13 derece civarındaydı. Elektrikli araç kullananlar bilir, bu sıcaklık batarya kimyası için "soğuk" sayılır. Piller, tıpkı sabah uyanmak istemeyen bizler gibi, soğukta performans göstermek istemezler.
Yola çıkarken şarjım %18 civarındaydı. Testi tam %10’da başlatmak istediğim için navigasyona doğrudan en yakın Tesla Supercharger istasyonunu (Merter tarafındaki) girdim. Burada önemli bir detay var; eğer Tesla kullanıyorsanız ve hızlı şarj istasyonuna gidecekseniz, navigasyona o istasyonu mutlaka girmelisiniz. Neden mi? Çünkü araç, "Sahibim şarj edecek, benim bataryayı önden bir ısıtmam lazım" diyerek kendini hazırlıyor. Buna teknik dilde "Pre-conditioning" (Ön koşullandırma) deniyor ama siz buna kısaca "pili hamama sokmak" diyebilirsiniz.
İstasyona yaklaştığımda şarjım inatla %12’de kaldı. İstasyonun etrafında, biraz da oradaki güvenlik görevlisinin garip bakışları altında iki tur atmak zorunda kaldım. Sonunda o kritik rakamı gördüm: %10.
İstasyona Varış ve İlk Temas
İstasyona yanaştığımda şansıma yer vardı. Hafta sonu olmasına rağmen boşluk bulmak beni rahatlattı çünkü sıra bekleseydim muhtemelen bu testin süresi "bekleme süresiyle" birlikte 1 saati geçerdi.
Aracı park ettim. Burada küçük bir itirafta bulunayım; geri geri yanaşırken şarj kapağının olduğu tarafı (sürücü tarafı arka stop lambasının yanı) denk getirmek için bir hamle daha yapmam gerekti. Kablo, benzin pompası hortumu kadar uzun değil, milimetrik yanaşmak gerekiyor.
Telefonumu çıkardım, kronometreyi sıfırladım. Araçtan indim, o kalın ve ağır Supercharger kablosunu aldım. Soket kapağına yaklaştırdığımda kapak o fütüristik sesle açıldı. CCS2 soketi taktım, "klik" sesini duydum ve Tesla logosunun mavi yanıp sönmesini izledim. Yeşil ışık sabitlendiğinde kronometreye bastım.
Başlangıç Saati: 14:15
Başlangıç Şarjı: %10
Dış Sıcaklık: 12°C
İlk10 Dakika: Hız Şoku ve "Roket" Etkisi
Şarj başladığı an ekrana kilitlendim. Açıkçası beklediğimden çok daha agresif bir giriş yaptı. İlk 1-2 dakika içinde güç ibresi hızla tırmandı. Gözüm kW (Kilowatt) değerindeydi. Çünkü bu değer, musluğun ne kadar açıldığını gösteriyor.
Şarjın henüz %15-%20 aralığında olduğu o ilk dakikalarda 170 kW civarını gördüm. Hatta bir ara göz ucuyla 190 kW'a dokunduğunu sanıyorum ama o sırada elimdeki kahve bardağını düzeltiyordum, tam emin olamadım. Yine de 170 kW üzeri muazzam bir hız. Bu hızla giderse 15 dakikada biter diye düşündüm. Aracın fanları, bataryayı soğutmak (veya dengelemek) için uğultulu bir şekilde çalışmaya başladı. Bu ses, eski tip buzdolaplarının motor sesine benziyor, biraz gürültülü ama "işler yolunda" mesajı veriyor.
Bu ilk 10 dakikalık dilimde şarj yüzdesinin artışını izlemek, dijital bir saatin saniyelerini izlemek gibiydi. Tıkır tıkır artıyordu.
%50 Eşiği ve Gerçeklerle Yüzleşme
Şarj seviyesi %45-%50 bandına geldiğinde işin rengi biraz değişmeye başladı. O ilk baştaki "roket" hızı yavaş yavaş yerini daha sakin bir seyire bıraktı. Ekrana baktığımda şarj hızının 90-100 kW seviyelerine indiğini gördüm.
Tam bu sırada yan tarafımdaki üniteye başka bir Tesla Model Y yanaştı. Sürücüsüyle selamlaştık. Aklıma hemen o meşhur şehir efsanesi geldi: "Yanına araç gelirse güç bölünür, şarjın yavaşlar." Açıkçası V3 Supercharger'larda (yani bu yeni nesil ünitelerde) gücün bölünmediği söyleniyor ama psikolojik midir nedir, sanki ibre bir tık daha aşağı indi gibi hissettim. Belki de sadece batarya ısındığı ve doluluk oranı arttığı için araç kendini korumaya alıyordu. Buna şarj eğrisi (charging curve) deniyor. Batarya doldukça, tıpkı tıka basa doymuş bir insanın son lokmayı yerken zorlanması gibi, elektronları içeri almakta zorlanıyor.
Artık dakikada %2-%3 artış yerine, daha yavaş bir ilerleme vardı. Bu noktada araçta oturmaktan sıkıldım. Telefonumdaki maillere bakmaya başladım.
%80’e Doğru: Sabır Testi
Şarj %70 olduğunda hız 50-60 kW seviyelerine kadar gerilemişti. Bu hız hala kötü değil, evdeki prizden veya sokaktaki AC şarjdan katbekat hızlı ama o ilk baştaki 170 kW'lık şovdan sonra insana biraz "kağnı" gibi geliyor.
Bu süreçte şunu fark ettim: Şarjın %10'dan %50'ye gelmesi ile %50'den %80'e gelmesi neredeyse aynı süreyi alıyor hissi yaratıyor. Zaman algınız bozuluyor.
Ve nihayet, telefonuma Tesla uygulamasından o beklenen bildirim geldi: "Şarj işlemi tamamlanmak üzere."
Ekrana baktım. %80. Kronometreyi durdurdum.
Sonuç: Ne Kadar Sürdü?
Kronometreye baktığımda gördüğüm süre tam olarak şuydu: 31 dakika 14 saniye.
Tesla’nın resmi verileri veya ideal koşullarda söylenen "20-25 dakika" süresi, benim testimde, İstanbul’un serin bir öğleden sonrasında, bataryayı önceden ısıtmama rağmen 31 dakika olarak gerçekleşti.
Bu süre uzun mu? Bence değil. Bir tuvalet molası, bir kahve sırası ve telefonda iki e-posta cevaplama süresi kadar. Ama acelesi olan, "Basıp gitmem lazım" diyen biri için o son 10 dakika (özellikle %70-%80 arası) geçmek bilmiyor.
Maliyet Hesabı
Gelelim işin "duygusal" kısmına, yani paraya.
Şarjı %80'de kestim çünkü uzun yola gitmeyecekseniz %100 yapmanın hem zamana (son %20 çok yavaş doluyor) hem de batarya sağlığına (NMC bataryalar için) pek faydası yok.
- Toplam Alınan Enerji: Yaklaşık 52 kWh
- Supercharger Birim Fiyatı: O günkü tarife ile yaklaşık 7,80 TL/kWh (Fiyatlar saat dilimine göre değişebiliyor, ben yoğun olmayan saatteydim).
- Toplam Tutar: Yaklaşık 405 TL ödedim.
Bilgi Kazanımı: Benim Testimden Çıkarılacak Dersler
Bu testi yaparken, kataloglarda yazmayan ama yaşarken öğrendiğim birkaç kritik detayı sizinle paylaşmak istiyorum. Başka yerde bu detayları bulamayabilirsiniz, çünkü genelde "30 dakikada doldu" deyip geçiyorlar.
- Navigasyon Hilesi Değil, Zorunluluk: Eğer navigasyona şarj istasyonunu girmezseniz, o 31 dakikalık süre rahatlıkla 45 dakikaya çıkabilir. Çünkü soğuk batarya hızlı şarjı kabul etmiyor. Ben bunu yapmama rağmen ilk başta tam pik hızı uzun süre koruyamadım.
- Kablo Ağırlığı: Supercharger kabloları gerçekten ağır ve sert. Özellikle hanımefendiler veya beli ağrıyanlar için tek elle takmak biraz zorlayıcı olabilir. İki elle kavramaktan çekinmeyin.
- Fan Sesi: Şarj esnasında arabanın altından gelen o yoğun fan sesi sizi korkutmasın. Arabanız bozulmadı, sadece o muazzam enerjiyi yönetmeye çalışıyor. Yanımdaki Togg kullanıcısı da benzer bir sesle şarj oluyordu, yani bu elektrikli araçların doğasında var.
- %80 Takıntısı: Şarj hızının grafiğine baktığımda, %80'den sonra beklemenin -eğer mecbur değilseniz- zaman israfı olduğunu net bir şekilde gördüm. Eğri %80'den sonra uçurumdan düşer gibi iniyor.
Beklemeye Değer mi?
Açıkçası, benzinlikte 5 dakikada depoyu fulleyip çıkmaya alışkın bünyeler için bu 30-35 dakikalık molalar başta garip geliyor. Ben de ilk zamanlar "Acaba zamanımı mı öldürüyorum?" diyordum. Ama bu testte bir kez daha gördüm ki, o 30 dakika aslında bir "dinlenme ve toparlanma" molası.
Evet, fabrika verisi "daha kısa" diyebilir. Ama sokağın gerçeği, hava durumu, yanınıza park eden araba ve bataryanızın o anki keyfi süreyi etkiliyor. Benim deneyimimde bu süre 31 dakika oldu.
Maliyeti ve sürüş keyfini teraziye koyduğumda; ben o 31 dakikayı seve seve beklerim. Üstelik istasyondaki kahve de fena değildi, her ne kadar kahveye verdiğim para neredeyse şarj parasının dörtte biri olsa da...